Kemalpaşa Mah. Yalı Cad. 59 / 7 ÇANAKKALE
+90 286 212 6680

COP23 Zirvesinde Ülkemizdeki Yerel Girişimleri Anlattık

Kasım 13, 2017

Aktaran: Oral KAYA
Fuji başkanlığında Bonn’da gerçekleşen COP23 zirvesinde tüm etkinlikler belirlenen Bula Zone ve Bonn Zone haricinde de gerçekleşiyor. Bu etkinliklerden biri de Alman Çevre Bakanlığı ve 100% Renewables tarafından ortak düzenlenen bir günlük bir etkinlik idi. “The Local Dimension of NDCS: 100% RE” isimli bu etkinliğin temel amacı, ülkelerin Paris zirvesi için verdikleri taahhütleri yerellerde gerçekleşen hareketler ne kadar etkilediğini tartışmak ve değerlendirmek idi. Destekleyici olarak ICLEI, Renewable Cities, Cities&Regions, World Future Council, World Wind Energy Association ve deENet gibi kurumsal yapılar öne çıkıyordu. Ben de bu etkinliğe konuşmacı olarak davet edilmiş idim.

İlk oturumun başlığı %100 yenilenebilir enerjiye geçişte yerel örnekler idi. Bu oturumda konuşan eski Birlik 90/Yeşiller partisini 15 yıl boyunca mecliste temsil etmiş bir milletvekili Hans-Josef Fell idi. Energy Watch Group olarak hazırladıkları raporda 2050 yılına kadar tüm enerji ihtiyacımızı yenilenebilir kaynaklardan sağlayabileceğimizi belirten raporu anlattı. Rapor daha önce de ülkemizde de haber oldu. Bu raporun tüm sonuçlarının ulaşılabilir olduğunu ve yerine getirebilmek için de iki temel hedefin politik olarak verilmesi gerekliliğidir şeklinde konuşan Fell, “ilk olarak fosil yakıt tüketimini durdurmalıyız; ikinci olarak ise atmosferdeki C²O seviyesini kesinlikle azaltmamız gerektiğidir. Bu da Rio zirvesinde alınan sürdürülebilirlik kararının %100 Yenilenebilir olarak değiştirilmesi ile gerçekleşecektir.” dedi. Kanada Vancouver ve İsveç Vaxjö kentlerinin belediye başkanları da kentsel düzenleme yapılarak ülkenin genel politikasının değiştirilmesi için yerellerindeki örnekleri verdiler. İlk kez ihtiyacının tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayan tek ülke konumundaki Kosta Rika BM Daimi Temsilcisi William Calvo ise, ülke olarak 5 temel hedefi belirlediklerini ve bunu uygulamaya koyduklarını belirtti. Bu hedefler; 2030’da %100 Yenilenebilir Enerjiye geçişi sağlamak, düşük emisyonlu sanayi ve tarım, ormancılık planlaması, Ulaşımda sıfır emisyon ve çevre koruma olarak belirlenmiş.

İkinci oturum ise belediyeler ve kamu kurumlarının ortak çalışması üzerine oluşturuldu. Burada da Çanakkale kardeş kenti Osnabrück belediyesinden Detlef Gerdts, özelikle belediye olarak kazanılan başarıların devletlerin politikasını oluşturmada da etkilerini süreç içinde anlatarak geliştirdi. Gerdts ile toplantı sonrası yaptığımız sohbette, Çanakkale ile birlikte daha fazla çalışmak istediklerini, yerel enerji kooperatifleri ile bağlantıları güçlendirmek istediklerini ifade etti.

Öğleden sonra yapılan 3 paralel oturum “Vertical Integration”, “Tracking and quantifying local action” ve “Community Energy” başlıklarını taşıyor idi. Benim de katıldığım ve en kalabalık konuşmacı grubuna sahip olan topluluk enerjisi oturumunda, yerel girişimler ve oluşumlar, belirlenen emisyon hedeflerinin düşürülmesinde nasıl etki edebilirler tartışıldı. Almanya Kooperatifler Birliği DGRV, Avrupa Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri Birliği REScoop, Almanya, Danimarka, Türkiye ve Hırvatistan’dan enerji kooperatifleri ve Japonya, Mali, Meksika, Japonya’dan da yenilenebilir enerji merkezleri de kendi ülkelerindeki deneyimleri ve farklı uygulamaları tartışıp diğer ülkelerdeki örnek deneyimleri paylaştılar. Yerel inisiyatifleri ve toplulukları harekete geçirerek yapılacak eylemlerin ancak başarı kazabileceği ve geliştirilebileceği belirlendi.

İkinci gün ise Alman Kooperatifler Birliği DGRV ve Avrupa Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri Birliği REScoop işbirliğinde DGRV’nin binasında gerçekleşen toplantıda yereldeki enerji üretimine etki eden kurum ve yapıların neler istediği, dağıtım ve üretim şirketleri ile yerelde enerji üretimi yapan gruplar arasında nasıl bir işbirliği olabileceği tartışıldı. Özellikle enerji naklinde önemli yer tutan dağıtım şirketlerinin, kooperatifler ve topluluklar aracılığı ile üretilen enerjinin dağıtılmasında uyguladıkları farklı yaptırım ve etkilere karşı etkin bir şekilde politika geliştirmek ve bunu da iklim temelli yapabilmek en önemli tartışma konusu idi. Özellikle ülkemizdeki uygulamalara ilgi gösteren katılımcılar, diğer deneyimleri de tartıştılar.