Davranış bilimi yeşil geçişi nasıl hızlandırabilir?

Davranış bilimi yeşil geçişi nasıl hızlandırabilir?

Son on yıla baktığımızda, davranışsal bilim, politika oluşturmanın üst seviyelerine doğru yol aldı

Bilimsel gazeteci, Dr Rosa Garcia-Verdugo, enerji politikalarını tasarlarken ve uygularken “insan davranışlarını” dikkate almanın, enerji geçiş hedeflerine ulaşmak için çok önemli olduğunu vurguluyor.

Tüm insanlar iklim değişikliğiyle farklı yöntemlerle mücadele etmek için eylemler gerçekleştiriyor; 2021 yılında yapılan Eurobarometer anketine göre , Avrupalıların %96’sı iklim değişikliğiyle mücadele etmek için en az bir eylemde bulunuyor. Anketi daha yakından incelediğimizde ise tüm Avrupalıların – eylemlerinin – farklı olduğunu görüyoruz. Örneğin, aynı ankete katılan Çek Cumhuriyeti ve Portekiz’deki vatandaşların %65’inden fazlası, yeni bir cihaz alırken enerji tüketimini dikkate aldıklarını söylerken, Romanya ve Finlandiya’da bu oran %30’a düşüyor.

Uzmanlara göre yeşil geçişi hızlandırmak için insanların satın alma alışkanlıklarındaki değişikliklerin tutarlı olması gerek. İsviçre’de uygulamalı davranış bilimi danışmanlık şirketi olan Affective Advisory GmbH’nin Yönetici Ortağı Torben Emmerling, yeşil geçişi kolaylaştırmak için davranışlarımızı kullanmanın muazzam bir politika ve güç potansiyeli olduğunu söylüyor.

“Davranış Bilimi, yeşil geçişi sayısız yoldan ‘tetiklemeye’ yardımcı olabilir. Örneğin günlük yaşam ürünlerine CO2 ile ilgili emisyon ve çevresel ayak izi etiketlerinin eklenmesi tüketicilerin daha sürdürülebilir bir yaşam sürmesine yardımcı olur. Daha sürdürülebilir yaşam tarzlarını teşvik etmenin önündeki temel engel, insanların, eylemlerinin çevresel sonuçlarını nadiren deneyimlemeleridir. Davranışsal tasarım, insanların eylemlerinin etkisini kendilerinin deneyimlemelerine izin vererek fark etmelerine yardımcı olabilir.”

2018 yılında yapılan bir deneyde araştırmacılar, insanlara ne kadar sıcak su kullanıldığını göstermek için duşa küçük bir cihaz taktı; bir ekran, bir buz kütlesinin üzerinde duran küçük bir kutup ayısını gösteriyordu. Ne kadar çok su kullanılırsa, ayının ayaklarının altında o kadar çok buz erir. Bu basit araç aslında su israfının sonuçlarını daha anlaşılır hale getirerek ve onlara duygusal bir değer vererek su tüketimini önemli ölçüde azalttığını kanıtlıyor.

Son on yıla baktığımızda, davranışsal bilim, politika oluşturmanın üst seviyelerine doğru yol aldı. 2015 yılında ABD Başkanı Barack Obama, davranış bilimlerinden federal politikalara öngörü getirmek için Sosyal ve Davranış Bilimleri Ekibini kurdu. Daha sonra birim tasfiye edilmiş olsa da, bu esnada Avrupa Komisyonu da Avrupa’yı 2050 yılına kadar ilk iklim-nötr kıta haline getirmeyi amaçlayan 1 trilyon Euro’luk bir kampanya olan Avrupa Yeşil Anlaşması’na davranışsal araştırma projeleri için fon sağladı.

Enerji dönüşümünde davranışlarımızı değiştirmemiz neden önemli?

Bu soruyu yanıtlamak için önce sürdürülebilir bir enerji geçişi neleri içerir bilmek gerek, geçiş; sürdürülebilir enerji kaynaklarının ve enerji verimli teknolojinin benimsenmesi, binalarda enerji verimliliği önlemlerine yapılan yatırımlar ve doğrudan ve dolaylı enerji kullanım davranışındaki değişiklikler dahil olmak üzere çok çeşitli enerji davranışlarındaki değişiklikleri içeriyor. Başlamak için öncelikle bu farklı sürdürülebilir enerji davranışlarının altında hangi faktörlerin yattığını anlamamız gerekiyor. Birincisi, sürdürülebilir enerji davranışlarını etkileyen üç ana faktörü tartışmak gerek: bilgi, motivasyon ve bağlamsal faktörler. İkincisi sürdürülebilir enerji davranışlarını teşvik etmeyi amaçlayan müdahalelerin etkilerini de test etmemiz gerekiyor. Müdahaleler, davranışın gerçek maliyet ve faydalarını değiştirmeyi veya insanların davranışsal seçeneklerin farklı maliyet ve faydalarına ilişkin algılarını ve değerlendirmelerini değiştirmeyi amaçlayabilir. Üçüncüsü hangi faktörlerin enerji politikaları ve enerji sistemleri için değişikliklerinin kabulünü etkilediğini anlamak önemlidir. Tüm bu konularda, psikolojik çalışmalardan elde edilen önemli bulguları daha fazla araştırmak için birçok farklı projede uzmanlar araştırmalarını sürdürüyor. İnsanların dolaylı enerji kullanımının ne ölçüde farkında oldukları ve aldıkları kararlarda dolaylı enerji kullanımını dikkate alıp almadıkları ve hangi koşullar altında dikkate aldıkları konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Tüm çalışmalar, yalnızca davranışsal niyetler veya kişisel olarak bildirilen davranışlar yerine, gerçek enerji davranışı ve gerçek enerji kullanımının ölçümlerini içeriyor. Akıllı sayaçlar ve akıllı priz sistemleri gibi, davranış ve enerji kullanımının nesnel ölçümlerini mümkün kılan çeşitli teknolojiler artık çoğunlukla kullanılabilir hale geliyor. Pratik bir bakışla, araştırmalar, yenilenebilir enerji kaynaklarının benimsenmesi, ev yalıtımı ve alan ısıtma gibi toplam enerji kullanımı ve CO2 emisyonları üzerinde önemli bir etkiye sahip olan davranışlara odaklanıyor. Bildiğimiz gibi hanelerde enerjiyi sadece doğrudan (örneğin yemek pişirmek ve ısınmak için gaz veya elektrik kullanarak) değil, dolaylı olarak da kullanırız. Dolaylı enerji kullanımı, hane halkları tarafından kullanılan mal ve hizmetlerin üretimi, taşınması ve bertarafı için gereken enerji ihtiyacını ifade eder. Avrupa ülkelerinde, hane halkının toplam enerji kullanımının yaklaşık yarısı doğrudan enerji kullanımını yansıtırken, diğer yarısı dolaylı enerji kullanımıyla ilgilidir.

Gelecekteki enerji sistemleri büyük olasılıkla güneş veya rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına daha fazla dayanacaktır. Sürdürülebilir bir enerji geçişini gerçekleştirmek için, bir dizi sürdürülebilir enerji davranışını entegre bir şekilde incelememiz gerekiyor. İlk olarak, bireylerin ve hane halklarının farklı yenilenebilir enerji kaynaklarını ne ölçüde ve hangi koşullar altında kabul etmeye ve benimsemeye istekli olduklarını anlamamız gerekir. İkincisi, sürdürülebilir enerji sistemlerinin verimliliğini artırmak ve dünya genelinde bireylerin ve hane halklarının enerji taleplerini karşılamak için toplam enerji talebinin azaltılması gerekiyor. Bu amaçla, enerji sisteminin verimliliğini artıran faktörleri sistematik olarak incelememiz gerekmektedir. Daha özel olarak, evlerin yenilenmesi ve enerji tasarruflu cihazların benimsenmesi gibi enerji verimliliğine yapılan yatırımları hangi faktörlerin etkilediğini anlamamız gerekiyor. Ayrıca, termostat ayarları veya duş alma süresi gibi günlük enerji kullanımını hangi faktörlerin etkilediğini anlamamız gerekir. Üçüncüsü, yenilenebilir kaynaklardan enerji üretiminin hava koşullarına göre büyük ölçüde değişebileceği ve yenilenebilir enerji kaynaklarının her zaman hazır bulunmadığı göz önüne alındığında, yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerji talebini ve arzını dengelemek için farklı yolların tercihlerini ve kabul edilebilirliğini incelememiz gerekiyor. İnsanlar, enerji talebini ve arzını dengelemek için otonom olarak veya otomatik teknolojiler aracılığıyla zaman içinde enerji kullanımını değiştirmeye istekli mi? Yoksa “güçten gaza”, piller ve elektrikli arabalar gibi depolama tesislerini mi tercih ediyorlar? Bu farklı çözümlere yönelik tercihleri hangi faktörler etkiliyor? Dördüncüsü, doğrudan enerji kullanımını azaltmanın yanı sıra, hane halkının enerji kullanımının yaklaşık yarısını oluşturan dolaylı enerji kullanımını da dikkate almak önemlidir. Bu noktada enerji sorunları ve bu sorunları azaltmanın yolları hakkında bilgi, sürdürülebilir bir enerji geçişini teşvik etmek için önemli bir ön koşul olabilir. Bu açıdan, bilgi ve bilginin daha sürdürülebilir enerji davranışına yol açıp açmadığını belirleyen faktörlerin araştırılması önemlidir. Önemli bir soru, insanların endişelerini, inançlarını ve sürdürülebilir enerji davranışına girişmek için algılanan etkinliklerini ve gerçek davranışlarını değiştirmek için hangi tür bilgilerin özellikle önemli olduğudur. Daha sonra, kişinin enerji kullanımı ve tasarrufu hakkında ayrıntılı geri bildirim sağlayabilen akıllı ölçüm sistemleri gibi sürdürülebilirlik alanındaki yeni gelişmeler göz önüne alındığında, hangi tür geri bildirimin (örneğin, finansal, çevresel veya sosyal karşılaştırma geri bildirimi) en fazla olduğunu incelemek önemlidir.

İnsan kaynaklı iklim değişikliğiyle mücadele etmek için sürdürülebilir bir enerji geçişi, insan algılarında, tercihlerinde ve davranışlarında temel ve geniş ölçekli değişiklikleri içerir. Algılarda, tercihlerde ve davranışlarda bu değişiklikleri başarmak, sürdürülebilir bir enerji geçişine aktif olarak katkıda bulunmaları için insanları nasıl motive edeceklerini ve etkinleştireceklerini anlamada sosyal bilimcilerin önemli bir rol oynamasını gerektirir. Bu zorluğun üstesinden gelmek için, sürdürülebilir bir enerji geçişini teşvik etmek için ihtiyaç duyulan çok çeşitli sürdürülebilir enerji davranışlarına dahil olmaları için bireyleri ve haneleri nasıl motive edeceğimize ve güçlendireceğimize dair anlayışımızı artıran entegre bir yaklaşım önerdik.
Sürdürülebilir bir enerji geçişinin insani boyutlarını incelerken, hangi genel faktörlerin çok çeşitli enerji davranışlarını etkilediğine dair anlayışımızı ve farklı enerji politikalarının ve enerji sistemi değişikliklerinin kabul edilebilirliğini artıran entegre bir yaklaşımın gerekliliğini vurguluyoruz.
Enerji politikalarının ve enerji sistemleri değişikliklerinin kabul edilebilirliği, yalnızca bunların faydalarına, maliyetlerine ve risklerine değil, aynı zamanda bu faydaların, maliyetlerin ve risklerin dahil olan gruplar arasında nasıl dağıtıldığına da bağlıdır. Toplumdaki belirli gruplar maliyetlerin çoğuna maruz kalırken, toplumdaki diğer gruplar esas olarak faydalardan yararlanıyorsa ve bu da kabul edilebilirliklerini azaltabilirse, sürdürülebilir enerji geçişleri adaletsiz olarak görülecektir.

https://www.smart-energy.com/customer-services-management/how-behavioural-science-can-boost-the-green-transition/

Melis Yılmaz
Troya Çevre Derneği